Şeytanın Hücresi, Fransız korku sinemasının bir ürünü. Film, hapishaneye giren bir adamın, yatağının başucundaki bir duvartaşının içinden, eski bir seri katile ait incelemelerin ve gündelik hayatı ile ilgili aldığı notların bulunduğu bir defter bulmasını konu alıyor. Bu defterle bir anda hayatı değişir. Kendisini dolandırmış olan karısından intikam almak için hapisaneden kaçma fırsatı doğar. Çünkü bulduğu defterde seri katilin karabüyü ile ilgili araştırmaları sonucu keşfettiği notlar yazılıdır. Böylece bir ruh hastası, bir travesti, bir öğretmen ve kahramanımızdan oluşan oda arkadaşları, hapishaneden kaçmaya çalışırlar.
Öncelikle filmin biraz eski olduğunu belirtmeliyim. 2002 yapımı olmasına karşın Amerika’da gösterim tarihi 2006 idi. Bu da efektlerin günümüze göre etkileyiciliğini ve inandırıcılığını azaltmış.
Şeytanın Hücresi, temasal açıdan diğer yapıtlarla pek benzerlik göstermiyor, hatta filmin büyük bir kısmı bilinmezlikle gidiyor. Diğer bir deyişle senaryo, filmin en büyük artılarından.
Bununla beraber başlangıçta ilgi uyandırmasına karşın film, ilerleyen zamanlarda izleyiciyi sıkabiliyor.
Filmin en büyük eksilerinden biri ise oyunculuk. Oyuncular korku sahnesi dışındaki oyunculuklarında gayet başarılılar. Ama korku sahneleri inandırıcı olmadığından, film atmosferini ve etkisini kaybediyor. Öyle ki mevzubahis defteri bulduklarında ve etkilerini gördüklerinde kimse olması gerektiği kadar şaşırmıyor, sanki böyle birşeyi bekliyorlarmış gibi davranıyorlar.
Özet olarak, Şeytanın Hücresi, bol vakti olup da aklına yapacak birşey gelmeyen korkuseverler ya da mümkün olduğunca çok korku sineması izlemek isteyen koleksiyoncuların izlemesi gereken bir film.