Testere’nin yaratıcıları olan James Wan ve Leigh Whannell’ın senaryosunu yazdığı, yine James Wan’ın yönettiği Ölüm Sessizliği, Mary Shaw adındaki bir vantrologun, faili meçhul bir cinayete kurban gitmesinin ardından, Ravens Fair kasabasının, birtakım ölümlerle sarsılmaya başlamasını konu ediniyor. Jamie Ashen ismindeki bir adam da ( Ryan Kwanten ) karısının ölümü üzerine, her ne kadar onun ölümünden sorumlu tutulsa da, hem eşinin cenazesini kaldırmaya hem de şüphelendiği bir konuyu araştırmaya, bir zamanlar ailesinin yaşadığı, babasının ise hala yaşamakta olduğu Ravens Fair kasabasına gitmeye karar verir. Jamie, bu kasabada geçerli olan fakat asla dillendirilmeyen bir inanışı hatırlar, böylece kendini korku ve tehlikenin kucağına bırakır.
Ölüm Sessizliği başlarda çok fazla klişe ve “bildik” öğe barındırıyor. Öyle ki sıradan bir korku filmi ile karşı karşıya olduğumuzu sanabiliyoruz. Fakat sonradan orijinalliği ortaya çıkarak, izlemesi keyifli bir filme dönüşüyor.
Film, senaryo açısından gayet iyi. Senaristler, Testere’den alışık olduğumuz “şaşırtıcı son”u ve kurguyu bu filmde de kullanmışlar, ki gayet iyi olmuş. Şaşırtıcı final teması son zamanlarda moda haline geldi. Lakin bunun filmlere kesinlikle olumlu bir etkisi oldu. Zira artık benzer filmleri görmekten sıkılmıştık.
Film, görsel efekt olarak oldukça iyi. Zaten korku unsurunu bu şekilde ortaya koymaya çalışmışlar. Korkunun ani hareket veya ses ile değil de makyaj veya daha başka temalar yardımıyla verilmeye çalışılması, korku sinemalarındaki olumlu değişikliği ve gidişatı ortaya koyuyor. Şahsi kanaatim, bunun daha başarılı olacağı yönünde, nitekim korkunun “Böö!” diye değil de izleyiciyi gererek sunulması taraftarıyım.
Hollywood oyuncularının genel başarısı bilinmesine rağmen, korku filmlerinde kahramanların “aşırı cesur” olması, kabak tadı vermeye başladı. Baş karakterler hep uç rollerden oluşuyor, asla sıradan bir insanı yansıtmıyor. Zaten Hollywood’un zayıf yönlerinden biri de hep sıradışılardan bahsetmesi değil midir? Bu sebeple filmdeki karakterlerin asla tam olarak korkmadığını söyleyebiliriz.
Karakterlerin korkudan uzak olması ister istemez, filmin etkileyiciliğini de azaltıyor. Bunu, karşınızdaki bir insanın gülmesine bakarak, sizin de gülmenize benzetebiliriz. Oyuncular korkmayınca, haliyle, biz de korkmuyoruz. Bu da filmin zayıf yönünü oluşturuyor. Yapılmış olan onca efekt, makyaj ve seslendirme, amacına tam olarak ulaşamamış.
Özet olarak, efekt, makyaj, senaryo, seslendirme, şaşırtıcı son gibi konulardaki başarısı, filmi mutlaka izlenmesi gerekenler kategorisine sokuyor. Belki umduğunuz kadar korkmayacaksınız, ama kesinlikle gerilecek ve şaşıracaksınız!