•  
  •  
  •  
  •    
  •   
  •  
  •  

Haberler

Son Eklenenler

Vizyondakiler

Gelecek Program

TV'dekiler

Sosyal ağlarda takip et!
Korku tünelini facebookta takip edin Korku tünelini twitterda takip edin
Okul
Okul

Yönetmenliğini Taylan Biraderler’in (Yagmur Taylan, Durul Taylan) yaptığı, senaryosu Doğu Yücel’in “Hayalet Kitap” romanından uyarlanan 2004 yapımı “Okul” filmi birçok olumsuz eleştiriye rağmen ‘Türk Korku Sineması’nı cesaretlendirmiştir.

Film “korku” türünde piyasaya sürülse de ben ve büyük bir çoğunluk tarafindan “komedi” türüne sokulmaktadır. Filmi kısaca özetleyecek olursak; olaylar bir lisede son sınıf öğrencilerinin etrafında gelişmektedir. Zaten ergenlik döneminden olgunluğa, yetişkinliğe adım atmanın karmaşası ve hayatın 180 dakikaya bağlandığı ÖSS illeti yeterince büyük bir sorundur ve kahramanlarımız yoğun stres altındadır... Esas kızımız Güldem(Nehir Erdogan) bir yandan ÖSS’ye hazırlanırken bir yandan esas oğlanımız Gökalp’ın (Burak Altay) bateristliğini yaptığı grupta vokal yapmaktadır. Aynı zamanda Gökalp tahmin edebileceğiniz gibi Güldem’e aşıktır ve onun söylemesi için şarkılar yazar… Lakin kötü kader Güldem’in sevgilisi vardır; Ersin(Berk Harman)... Ersin kızımızı bu grup işinden soğutmaya çalışır; yaptıklarının aptalca olduğunu söyler ve Güldem’in konservatuvarda okuma hayalleri ile dalga geçer, doğal olarak kankası Burak'la (Cem Kılıç) esas oğlanımızı ezerler...

Ve gün gelir esas oğlanımız bir mektupla esas kızımıza açılır ama lakin gene kötü kader iş başındadır ve mektup Güldem'in sevgilisinin eline geçer ve Ersin herkesin içinde mektup ve Gökalp'la dalga geçer... Yiğidimiz aslanımız Gökalp'e bunlar koymaz, ancak sevdiğinin de bu dalgalar sırasında gülmesine dayanamaz ve okul binasının tepesine çıkarak intihar eder...

Bu filmdeki korkunç(?!) olayların başlangıcıdır çünkü, Gökalp'in ruhu huzura kavuşmak için dalga geçenlerden intikamını tek tek alacaktır ve kızımıza da bazı gerçekleri gösterecektir...ama bizi ilginç(?!)bir son beklemektedir...izleyin görün(pek kısa özet olmadi sanirim)

Film bence tam bir hayal kırıklığı, klasik korku teknikleri kullanılarak seyirci korkutulmaya çalışılmış ama, aksine güldürülmüştür. Hatta birçok sahne önceden rahatça tahmin edilip sinema salonlarında yüksek sesle söylenerek eğlenilmiştir(biliyorum ordaydım)... Okul için, “komedi” dalında başarılıydı denebilir. En azından sunumda korku filmlerine gönderme filan deselerdi gerçekten de başarılı sayılabilirdi..Film hakkında diğer olumsuz bir eleştiri ise çok küfürlü diyaloglaları olmasıydı ki, bence gayet güzel olmuş. Küfür günlük yaşamımızın bir parçası, defalarca küfür ediyoruz birçoğumuz, lise ortamlarını bir düşünün... Gereksiz bir eleştiri bence küfürün bu kadar üstüne gidilmesi. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil... Ama küfürle amaçlanan seyiriciyi güldürmekse bu basitliktir ve buna katılıyorum...

Oyunculara gelince gençlik filmi oldugu için genç oyunculara ağırlık verilmiş ve Nehir Erdoğan’ın da yıldızı bu filmden sonra parlamıştır... Karakterler ve seçilen oyuncular rollere tam oturmuş diyebilirim. Rol dağıtımında bir sorun yok, gene de sadece gişe çeksin diye Deniz Akkaya’nın filme dahil edilmiş olduğu çok açık. Rolüne uymuş uymasına ama, daha çok gösterime çıkmadan önce reklam aracı olarak kullanıldığını düşünüyorum. Hatta filmin afişlerinden birine bakarsanız daha iyi anlarsınız ne demek istediğimi. Sözde korku filmi iddiası ile çıkan bir filmin – ki aynı zamanda gençlik sorunlarına gönderme yapan - bu afişle gençlerimizi tuzağa düşürmekte ve bizi derin düşüncelere salmaktadır.

Filmin yapımının en güzel yanı belki de müziklerini Dream Theater'ın eski klavyecisi Kevin Moore’un yapması, (ilgilenenlere bilgi; yeni grubu Chroma Key)... Makyajlar ve görüntünün hakkını vermek gerek gerçekten etkileyiciydi yalnız konunun işleniş tarzı bence tam bir felaketti. Umarım bu kadar olumsuz eleştiriden sonra yapımcılar intihar edip ruhları ile taciz etmez bizi bööööö!