Vampirler… Her zaman merakımızı cezbeden en esrarengiz yaratıklar olmuşlardır. Nerden gelmişlerdir? Nasıl lanetlenmişlerdir? Bu derece lanetlenmek için, sadece kandan tat alabildikleri karanlık bir dünyaya hapsolmak için, bu kadar kötü bir yaşam için ne yapmış olmalılar? Bütün cevaplar bu yasak kitapta...
Nod’un Kitabı, White Wolf oyun stüdyolarının World of Darkness evreninde geçen oyunlarına kaynak olmak üzere yazılmış bir el kitabıdır. Bu kitap vampirlerin tarihini çok geniş bir perspektifte kurgulamıştır. Bu kitap WoD’da geçen oyunlar için bir kaynak niteliğindedir. Amacı oyunların tek bir temel üzerine kurulmasını sağlamak ve her oyunun farklı bir vampir geçmişi kurgulayarak karmaşa yaratmasını önlemektir.
Daha uzatmadan Vampirler ve tarihleri hakkında yazılan bu ilgi çekici kitabın sizin için çevirdiğimiz bölümlerine geçelim…
İlk bölümde Nod'un Kitabını yeniden derlemeye çalışan vampirin çalışmaları hakkındaki giriş yazısını yayınlıyoruz.Önsöz:Sizlere hissettiğim çıplak korkuyu anlatamam, bunları ilk ve son kez yazıyorum. Belki onları reddedeceğim. Belki asla basılmayacaklar. Gene de bunları rapor etmek doğamda var. Bu, söyledikleri gibi, kanımda var.
Benim atam ve onun atası bu görkemli işi devam ettirdi. Gerçekten, doğamız bu görevle şekil aldı; bilgi arayışımızı durduramayız. Biz Mnemosyne’deniz - anı arayıcılarından. Özellikle, kitabı bulmamız emredildi, bütün akrabalarımızın bilgisinin olduğu büyük kitabı. Caine’in çocukları ve torunları hakkındaki yazılarının olduğu kitabı. Büyük ihtimalle Nod’un topraklarında yazılmış ilk kitap olmalı bu, cennetin doğusunda, bu gündüz yaşadığımız kabusları ve cahillikten gerçeğe olan yolculuğumuzda her gece çektiğimiz acıyı da kapsar. Yaşamadığım her anın tadını çıkartıyorum. İpek eldivenlerin altındaki kırışık eski derinin verdiği hissin tadını çıkartıyorum, onları sayfa sayfa geçiyorum. Soğuk ve yumuşak ışığın altında Char-le-magne’nin gençken yazdığı, kurumuş mürekkebi okuyorum. Çivi yazısıyla yazılmış tabletler neredeyse kırılıp dökülmek üzere, kibar ve sessiz dehşeti hissediyorum onları okurken.
Sanırım içimi acıtan, bundan ve ölümsüzlükten daha fazlası, görevim olabilir. Bu arayış. Bütün dünyayı gezdim, belkide bütün kardeşlerimden daha çok. Ebedi görevim beni nereye götürürse götürsün, asla korkmam. Yapımın küçük ve vücudumun zayıflığına rağmen, kalbim güçlü ve ‘kanım’ daha da güçlü. Babamızın öğretilerinin parçalarının olduğu ücra, karanlık yerlere gitmekten korkmam. New York’un vahşiliğinde kayboldum, Kingston’ın valisiyle çay içtim, Johannesburg’de ömürlük düşmanlar edindim, Kahire’deki en iyi kazıcıları kiraladım, Casablanca’dan geçmek için savaştım, Toledo’da eski çelik ve dev yapıtları keşfettim, Dover’ın beyaz uçurumlarını kazdım, Dublin’de ölümcül bir kavgadan zor kurtuldum, Brest’te beni izleyenlerden saklandım, Cologne’deki bir manastırdan eski büyük kitapları çaldım. Berlin’deki yangından ondört gizli belge kaçırdım, Viyena’da en iyi kahveyi içtim ve en büyük Avusturya’lı bilginle konuştum, Prag Üniversitesinin altındaki gizli tünellerdeki yaşlı bir adamdan eski sümerce öğrendim, Oslo’daki en soğuk kışa dayandım. Ancak bunların hiçbirini kendi zekamla ve aklımla başarmadım...
Bize öngörüsüyle, saklanmanın gizli yöntemlerini gösterdiği, görüş alanının ötesini görmeyi ve sürekli kullandığımız yönetme yeteneğini kazandırdığı için kurucumuza teşekkür etmeden neredeyse bir gece bile geçirmedim ve savaşçı arkadaşım Karsh’a bana karanlıkta görmenin ve doğada uyumanın gizli yönlerini gösterdiği için uzun süre dua ettim. Bunlara rağmen kurucumuzun bizi başka ne gibi yeteneklerle donattığını merak ediyorum.
Benim atam ve onun atası korkunç bir lanetin etkisindeydi. Bir tür delilik, ilk başlarda karanlık ve sessiz ama sonradan korkunç bir iletişim ve tutarlı düşünme kaybına neden olan bir lanet. Beni de etkileyecek mi? Tremere dostum bana soyumu yöneten yanmanın bizi bu tip bir deliliğe sürükleyebileceğini yazdı. Doğru olmalı, daha fazla bilgi için içimde yanan ateşi söndüremiyorum, bu uykuya ya da kana karşı koymaya çalışmak gibi.
Belkide en çok korktuğum şeyi, çeviriyi basmaya gitmeyi de beni bu kadar acele ettiren bu delilik. Baskıya giderek Raphael’in ‘hassas gizliliğini’ bozmak gibi bir niyetimin olmadığını bil. Benim amacım 10’a yakın kitap halinde bunları basmak, yalnız hiçbiri Seth’in oğulları ve kızlarından birinin eline geçmemeli.(Babamızın bize “Gölgelerin Günlüğü”nde emrettiği gibi)
Yine de bunu şimdi yayımlamalıyım. Bu şimdiye kadar derlenmiş “Nod’un Kitabı”nın bölümlerinin en geniş içeriklisi. Başka çevirilerde, hatta Critias’ın “Caine’in Orjinal Kitabı”ndan bile daha tamamlanmış. Bunlara rağmen bunun orjinal yazı olmamasından dolayı utanıyorum. Ona yakın bile değil. Eski binalar yanarken dumanlar arasında kaybolan tam metinleri gördüm. Eksiksiz kitaplar gördüm, Antediluvian mezarlarında, bir dokunuşumla toza dönüştüler.
Amazon ormanlarının içinde kayıp altın şehirin altındaki yeraltı mezarlarında 13 vampir klanı hakkında 13 taş parça üzerinde yazılar olduğu söylenir, ama onlara kaçmak zorunda kaldığımdan sadece bir anlığına bakabilmiştim. Bu yüzden sadece yapbozun bir parçasından dolayı böbürlenebilirim, bugüne kadar derlenmiş en büyük bölüm, gerçekten, ama genede bütünün sadece bir parçası…
Devam Edecek...