•  
  •  
  •  
  •    
  •   
  •  
  •  

Haberler

Son Eklenenler

Vizyondakiler

Gelecek Program

TV'dekiler

Sosyal ağlarda takip et!
Korku tünelini facebookta takip edin Korku tünelini twitterda takip edin
Öyküler
Yeryüzündeki en merhametli şey, insan zihninin çevresindeki her şeyle bağlantı kurma konusundaki yetersizliğidir herhalde. Sonsuzluğun kara denizlerinin ortasındaki dingin bir cehalet adasında yaşıyoruz ve çok uzaklara yolculuk etmek bize göre değil. Her biri kendi yönünde ilerlemeye çalışan bilimler şimdiye dek bize pek zarar getirmedi; ancak günün birinde, ayrık bilgilerin birleştirilmesi önümüze öylesine korkunç gerçeklik manzaraları serecek ve oradaki tatsız konumumuzu açığa vuracak ki, ya bu keşif karşısında çıldıracağız, ya da ölümcül ışıktan kaçıp yeni bir Ortaçağın huzuruna ve güvenliğine sığınacağız.

Howard Phillips Lovecraft
“Bu kitabı düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum.” cümlesi ile başlarsınız okumaya ve Poe’nun gerek edebiyat gücü, gerek alışıldık öykü kurma biçiminden uzak tarzını, gerek mitolojik birikimini ve hayal gücünü her satırda tadarsınız.

“Özdeksel şeylere tutkun, açgözlü bir dünyanın ortasında Poe kurtuluşu düşlerde buldu. Amerika’nın havasının kendisini boğmasına karşın Eureka’nın başlangıcına şunu yazdı: Bu kitabı düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum. O kendi varlığı ile, başlı başına bir protestoydu ve protestosunu kendine özgü yollarla ilan etti.”

-Charles Baudelaire ...
'O, parıldayan kırmızı gözleri ile muazzam ve isimsiz bir günah tohumuydu ve kemikli pençelerinde bir zamanlar bir erkek olan bir şeyi tutuyordu, tıpı bir çocuğun şeker çubuğunu dişlemesi gibi kafayı kemirerek. Bir şekilde çömelmişti ve ona bakarken insan sanki her an elindeki avı yere atıp daha iştah açıcı bir parçanın peşine düşecekmiş izlenimine kapılıyordu. Ama her şeye lanet olsun, onu tüm paniğin ölümsüz kaynağı yapan şey o şeytani tema değildi.

O şey teknikti Eliot, lanetli, inançsız doğaüstü teknik! Yaşayan bir adam olarak ben, yaşamın gerçek nefesinin tuvalle böylesine bütünleştiğini başka hiçbir yerde görmedim. Yaratık oradaydı - öfkeyle bakıyor, kemiriyor ve öfkeyle ...
Karanlık nedir?

Eve ve içe kapanık olarak bilinen, kadınlardan neredeyse uzak duran, en sağlam dostluklarını sayısı yüz bini aşan mektupları aracılığıyla kuran ve bu konuda haklı bir ün edinen, yaşarken öykülerinin toplu basımını göremeyen, oldukça çıkık çeneli, tuhaf ve donuk bakışlı bir adam: H. P. Lovecraft.

Ve onun, doğaüstü yaratıkların, uykunun ve ötesinin dehlizlerinin, ölülerin, kabirlerin, yeniden dirilenlerin, garip bir soyaçekim takıntısının, uzayın derinliklerinin, kuzeye bakan pencerelerden göz kırpan yıldızların, bilinmeyen ülkelerin, kilitli kapıların, gizemli vadilerin içinde, içinden, arasından, odasından 'kurduğu' öyküler...

Korku ve hayretin kol gezdi ...
Kardan bir kadın... sözü tutan bir gece yarısı ziyaretçisi... Doğanın ihtiyalı ve kötü niyetli olduğu ormanlar... büyülü evler... Algernon Blackwood un yazdığı hayalet öykülerinden oluşturulan bu derleme, bu türden varlıklar ve fikirlerle dolup taşıyor. Öylesine katıksız bir erk ve düş gücüne sahip öyküler ki bunlar, Blackwood un nasıl olup da yirminci yüzyılın başı çeken bir doğaüstü savunucusu olduğunu anlamak güç değil.Blackwood un, dinmeyen bir dehşet atmosferi yaratma ve öykünün sonuna dek sürdürme yeteneği neredeyse emsalsizdir. Blackwood aynı zamanda mistisizm ve kozmik deneyim duyumlarını uyandırmakta da ustaydı; varoluş düzeyleri ve temel panteist güçler gibi fikirleri irdeleyerek, ...
Hayaletlere inanılsa da, inanılmasa da, hayalet öykülerinin dünya edebiyatında önemli bir yeri vardır. Charles Dickens gibi büyük ve saygın yazarlar bile, hayalet öyküleri yazarak bu çok sevilen türe katkıda bulunmuştur.Bu seçkide, birbirinden sürükleyici, eğlenceli ve korku dolu hayalet öyküleri yer almaktadır ...