Bir anda Amerika semalarını aydınlatan bir patlama ve yer yüzüne bir bomba biçiminde düşen Patriot adlı uzay mekiğinin parçaları.
Yetkililer olaya anında müdahale etseler de parçalar her tarafa yayılmıştır ve biraz da kontrollerinin dışında kalan parçalar olmuştur. Parçaların üzerinde ilk başta ilginç bir madde keşfedelir. Bu madde aşırı soğuğa ve sıcağa karşı dayanıklıdır. Ancak bu parçaya teniyle temas edenler “istila” nın ilk köleleri olacaklardır. Uzaydan gelen virüsümüz insanlarin sinir sistemine uyku halindeyken direk saldırmakta ve tüm benliğini ele geçirmektedir.
Psikyatr olan Carol hastalarının ve kendi çevresinde bazi değişiklikler farkeder ancak bunları birbirleri ile bağlaması ve olayın kaynağına ulaşması fazla zaman almayacaktır.
İnsanları duygusuz birer varlık haline getiren virüse karşı Nicole kidman ve dünyanın geri kalanı bir savaş içindedir ancak şu anda dünyaya “ tüm alışkanlıklarınız aynı kalacak, ancak uyandığınızda daha mutlu , daha barışcıl ama biraz duygusuz olacaksınız, kabul eder misiniz?” diye sorsalar heralde büyük bir çoğunluk bu teklifi kabul edecektir. Ancak gelin görün ki filmde zombileşmeye karşı durmak gerek.
Oyuncu kadrosu hariç filmin izlenecek bir yanı yok. Hatta izlenmese de olur. Kurgu da boşluklar, olayların saçmalığı, germekten çok uzak bir havası var. Film hakkında tek güzel nokta (Nicole kidman hariç) birkaç yerde insanlığın son zamanlardaki vahşetine konuşmaları ile dikkat çekmesi ki bence bu mesaj bile çok zayıf kalmış. Her yönü ile eksik bir film 90 dakikanızı başka bir filme harcayın derim.