Her sey 1994 yılında başladı. Olayların yaşandığı yer ise, tarihi ahşap bir evdi. Yüksel ailesi yakında içinden çıkılmaz bir hal alacak alan olayları başlarda önemsemedi.
Üsküdar semtinde oturdukları ahşap binada meydana gelen ilk gariplik evdeki ışıkların kendi kendine yanıp sönmesiydi. Elektrikçiler ve tamirciler çağrıldı ve binanın elektrik sistemi kontrol edildi. Ancak probleme rastlanmadı.
Bir süre sonra, Emir Yüksel uykusunda rahatsız edilmeye başladı. Gece yattıktan sonra üzerine bir ağırlık çöküyor; bazı geceler güçlükle ağırlıktan kurtuluyor ve çığlıklarla uyanıyordu. Genelde evde bulunduğu zamanlarda da bu gerilimi hissediyor, evden çıkınca rahatlıyor, ancak tüm bun ...
İsa'dan 1500 yıl önce yaşayan Mısırlı Prenses Amen-Ra öldükten sonra dönemin geleneklerine uygun olarak mumyalanmış ve tahta bi tabuta konmuş. 1890 yılında 4 zengin İngiliz genci, prensesin mumyasını bi "tarihi eser" kaçakçısından satın almış ve felaketler zinciri de böylelikle başlamış.
Mumyayı alan gençlerden birini en son alış-verişten birkaç saat sonra çöle doğru yürürken görmüşler. Bir daha da İngiliz'i gören olmamış. Dörtlü grubun bir başka üyesi ertesi gün Mısır'lı hizmetkarlarından biri tarafından kazayla vurulmuş. Hizmetkar, elini o an kontrol edemediğini ve hiç istemediği halde silahı alıp "sahibi" vurduğunu iddia etmiş. Kalan iki genç mumyayı alıp ülkelerine dönmüşle ...
Bir gece, bir kadın kız arkadaşlarıyla içmek için dışarı çıktı. Barı oldukça geç bir saatte terk etti, aracına bindi ve ıssız bir otoyolda ilerlemeye başladı. Dikiz aynasından, hızlıca, gittikçe yaklaşmakta olan bir çift far gördü. Araç yaklaştığında, kadın sinyalin açık olduğunu gördü ve arkasındaki aracın döneceğini sandı fakat araç ani bir manevrayla kadına doğru gelmeye başladı, çarpacak kadar yaklaştı ve selektörlerini yaktı.
Kadın iyice gerilmişti. Farlar kısa bir süreliğine söndü. Sonra tekrar yandılar ve araç daha da yaklaştı. Korkmuş kadın, gözlerini yoldan ayırmamaya çalışıyordu ve arkaya bakma dürtüsüyle savaşıyordu adeta. Sonunda çıkış yolu görünmüştü fakat araç hal ...
Genç bir kız ailesinin evde olmadığı bir akşam arkadaşlarını davet etmiş. Kız kıza yemişler, içmişler, derken içlerinden biri "cin çağıralım” demiş. Ev sahibi kız da hiç inanmazmış böyle şeylere ama arkadaşlarına ayıp olmasın diye kabul etmiş. Harfler kesilmiş, fincan ortaya konmuş ve elele bir masanın etrafında daire olunup cin çağırma olayına girilmiş. Cin gelmiş gelmesine ama bizim kız hala fincanı arkadaşlarının ittiğini düşünüyomuş. Bi ara fincan hızlı hızlı harflere giderek şöyle demiş: "İçinizde bana inanmayan biri var. Yarın saat 4’te o kişiyle tavla oynamaya geleceğim!” Kızlar feci tırsmışlar ama ev sahibi kız hala dalgasındaymış işin. Saat çok geç olmadığı halde seans hemen bitiri ...
Kate Anderson isminde bir kadın, sürekli gördüğünü söylediği bir katil ruh yüzünden akıl hastası teşhisi konularak 1995 yılında akıl hastanesine kaldırıldı.ancak tedavi süresi boyunca hastalığı iyileşmedi. Hala o ruhu gördüğünü söylüyordu. Üstelik daha da sık olarak... Ruhu tarif etmesi istendiğinde ise, " Gölgeler içinde bir yüz ve üstünden sürekli kan damlayan eller diyor, daha sonra da bir noktaya odaklanıp bakıyor ve çığlık çığlığa bağırıyordu. Ruhun geldiğini ve biraz sonra birini daha öldüreceğini söylüyordu.Bu sözler ispatlanamadığından, doktorlar, Kate'in hastalığının ilerlediğini düşündüler.
Kate'in en son doktoru Frank Jackson (onu en uzun tedavi eden doktor), teşhisin kesi ...