•  
  •  
  •  
  •    
  •   
  •  
  •  

Haberler

Son Eklenenler

Vizyondakiler

Gelecek Program

TV'dekiler

Sosyal ağlarda takip et!
Korku tünelini facebookta takip edin Korku tünelini twitterda takip edin
Hikayeler
Istırap çeşit çeşittir. Yeryüzünün lanetleri biçim biçim. Gökkuşağı gibi engin ufka uzanmak, renkleri o kemerinki kadar çeşitli -uzaktır da, onun kadar iç içe değil. Engin ufka gökkuşağı misali uzanmak! Bu güzellikten nasıl oldu da böylesi bir sevimsizlik çıkarabildim? Barış akdinden kederin bir benzerini? Etik der ki, kötü iyinin bir sonucudur, bu yüzden de neşeden üzüntü doğar. Hem geçmişteki mutluluk şimdinin kederidir, hem de ıstıraplar olmuş olabilecek coşkulara dayanır.

Vaftiz adım Egaeus; aileminkinden ise söz etmeyeceğim. Yine de çevrede miras aldığım kasvetli, karanlık malikanelerimden daha saygın bir yapı yoktur. Soyumuza hayalperestler ırkı denmiştir; ki birçok dikka ...
DOĞRU! - gergin - hep korkunç derecede gergin olmuşumdur ve hala da öyleyim; ama deli olduğumu neden söylersiniz ki? Bu hastalık duyularımı keskinleştirdi; yok etmedi ya da onları köreltmedi. En çok da işitme duyumu. Dünyada ve cennette olan her şeyi duyardım. Cehennemden de çok ses duydum. Nasıl yani, deli miyim? O halde dinleyin! Ve hikayenin tümünü nasıl sağlam ve sakince anlattığımı görün.

Fikrin ilk olarak beynime nasıl girdiğini anlatabilmem mümkün değil; ama bir kere içime işledikten sonra, gece gündüz peşimi bırakmadı. Amaç yoktu. Tutku yoktu. Yaşlı adamı severdim. Bana hiç yanlışı olmadı. Hiç hakaret de etmedi. Parasında gözüm yoktu. Sorun sanırım gözüydü(1)! Evet, oy ...
Bir ses duydu, bir çıtırtı. Kafasını mümkün olduğunca sesin geldiği yöne çevirdi. "Kim o" Kim var orada? dediyse de, yanıt alamadı. Bir kez daha denedi şansını ama sorusu, sessizlik tarafından cevaplandı. İçindeki merak, yerini korkuya bırakıyordu. Soluğunun sesi, evinin duvarlarında son buluyordu.

Algıladığı sadece karanlıktı. Karanlığın ufkunda ise; parıltı vardı. Bu parıltının da "diğerleri gibi" olduğunu seziyordu: O'nu rahat bırakmayan varlıklar, suratlarına oturmuş iğrenç bir gülümsemeyle yaklaşıyorlardı. Sonra da defalarca etrafında dönüyorlardı. O'na değecek kadar yaklaşıp, hiçbir şey yapmıyor, ardından sessizce uzaklaşıyorlardı.

O, parıltının iyice yaklaşt ...
Büyük büyük annem, çok sık hasta olurdu, sonunda birkaç gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybetti. Büyük büyük babam, hayatının tek aşkı, 50 yıldan fazla süredir birlikte olduğu eşini kaybedince inanılmaz derecede yıkılmıştı. Çok uzun bir süredir evlilerdi ve sanki birbirlerinin en derin düşüncelerini bile biliyorlardı.

Doktor, büyük büyük annemin öldüğünü açıkladıktan sonra, büyük büyük babam, onun ölmediği konusunda ısrar ediyordu. Görevliler onu, eşinin bedeninden uzaklaştırmak zorunda kaldılar, böylece defin işlemlerine başlayabileceklerdi.

O zamanlarda evlerinin arka bahçesinde defin için alanları vardı ve naaşın vücut sıvıları boşaltılmazdı. Uygun b ...
Sıradan bir akşamdı. Yağmur damlaları ayın kasvetli ve hüzünlü suratını çize çize yere düşüyordu. Biraz sonra ay, bu damlalardan kurtulmak için gölgeli bulutların ardına saklanacaktı. Kediler bu seyrek damlalardan sıkılmış bir şekilde, yeni bir parça yemek bulma umuduyla çöpleri karıştırıyorlardı.

O ise; her zamanki gibi evinde oturuyordu. İşinin verdiği yorgunluk umurunda değildi çünkü; en sevdiği klasik müzik parçasını dinliyordu. Bu parça; onun hayatı boyunca hissettiği tüm duygulara hitap ediyordu. Belki binlerce kez dinlemişti ve bir o kadar daha dinleyecekti, o yüzden her bir notayı tek tek biliyor ve takip ediyordu. Yalnız bir fark vardı. Bu şarkı, ‘o şarkı’ değildi. Evet, bir ...