•  
  •  
  •  
  •    
  •   
  •  
  •  

Haberler

Son Eklenenler

Vizyondakiler

Gelecek Program

TV'dekiler

Sosyal ağlarda takip et!
Korku tünelini facebookta takip edin Korku tünelini twitterda takip edin
Araf
Araf

Senaryosunu Biray Dalkıran ve Hakan Bilir’in, yönetmenliğini de yine Biray Dalkıran’ın yaptığı, Türk korku sinemasının bir ürünü olan Araf’ta, televizyon ekranlarından görmeye alışkın olduğumuz oyuncular olan Akasya Aslı Türkmen ve Murat Yıldırım başrolleri paylaşıyorlar.

Üniversite döneminden arkadaş olan Eda ve Cenk’in ilişkileri ciddileşmeye başladığı dönemlerde, Eda Cenk’i aldatır ve hamile kalır. Ancak hamile olduğunu, hasta olduğunu sanarak tedavi olmak için doktora gittiği zaman öğrenir. On altı haftalık hamiledir ve artık kürtaj şansı da yoktur. Ama Eda büyük bir günah işleyerek, yasal olarak da suç olduğu halde bebeğini aldırtır. Üstelik bunu sağlıksız ortamlarda yaptırmıştır.

Üç yıl sonra, Eda ile Cenk evlendikten sonra, Eda hamile kalır , bununla birlikte garip kabuslar görmeye başlar. Etrafında ona “Anne” diye seslenen küçük bir kız silueti onu rahatsız etmekte, korkutmaktadır. Aynı zaman diliminde bir yandan bu küçük kız çocuğu ile uğraşmakta olan Eda, çocuğunu düşürür. Üst üste yaşadığı bu buhranların arasında, gelişen olayların bağlantısını öğrenir.

Yorumlarımın başında belirtmek isterim ki, Araf hakkında gayet olumlu cümleler kurmak isterdim. Kendi kültürümüzden çıkan korku filmlerinin belirli bir seviye ve statüye gelmesini beyan etmek isterdim. Ama maalesef bu beyanı gerçekleştiremeyeceğimizin bir örneği de Araf’tır.

Araf, konu olarak özgün ve iyi bir konusu var. Tıpkı adı gibi, Araf; günahları ile sevapları eşit olan insanların durdukları, cennet ile cehennem arasındaki tepenin adıdır. Bunun yanında Araf suresi, filme ilham kaynağı olan ve adını veren kaynaktır. Bu noktada şunu belirtmek gerekiyor. Aslında günümüzde İslami motifler içeren korku filmleri, konu bakımından bir akım başlatacak potansiyele sahipler, tabii yeter kadar korkutmayı başarabilirlerse. Eğer Araf yeterince iyi olsaydı kesinlikle birçok takipçisi olurdu.

Artık Hollywood’dan alıştığımız üzere Hristiyanlığı temel alan tüm korku filmleri – hoş aslında hemen hemen her Hollywood korku filminde Hristiyanlık öyle veya böyle kendini gösterir – artık kabak tadı vermeye başladı. Artık yapımcılar başka mistik inançlar ve kültürlerin arayışına girdiler. O yüzden hemen hemen her Japon korku filmi Hollywood tarafından tekrar çekiliyor. Işte tam burda İslam motifli korku filmleri devreye girip mükemmel bir çıkış yakalayabilir. Tek yapılması gereken, iyi bir korku filmi yaparak, Avrupalı yapımcıların dikkatini çekmek. Ama bunun için hala bekliyor olmak ve bekleyecek olmak bizim açımızdan üzücü bir durum.

Oyunculuk konusunda söylenecek pek fazla birşey yok, oyuncular kendini ispatlamış isimler. Dolayısıyla rollerini layıkıyla oynuyorlar.

Filmin en büyük eksilerinden biri, makyaj. Korkutması gereken sahneler izleyiciyi güldürüyorsa, burada bir problem var demektir. Artık makyajlara ve efektlere dikkat edilmesi gerekiyor. Korku sineması öyle bir duruma geldi ki, artık yeterince iyi makyaj ve efekt kullanamıyorsanız, filminiz tutmuyor, tutunamıyorsunuz. Özellikle böyle bir zamanda, bahsettiğim konularda Araf, bizi hayal kırıklığına uğratıyor.

Filmin diğer bir eksisi ise, korku içeren sahnesinin maalesef bulunmaması. Gerçekten insanı germesi gereken ve geren sahneler var ama o gerginliği korku ile bağlamak ideal sonucu verir. Bu filmde maalesef gerildiğimizle kalıyoruz.

Özetin özeti: iyi ve özgün bir senaryo yazmak için gayet geniş bir kültür deryamız olmasına karşın, senaryolarda ve efektlerde yetersizlik sürüyor. Araf’ta da özgün ve güzel bir film yapılabilecek bir konu var, o kadar. Eğer çok fazla boş vaktiniz varsa ya da kendi kültürümüzden çıkma, kendi milletimizin ürünü olan filmleri izlemek istiyorsanız izlemelisiniz. Lakin şunu da belirtmeliyiz ki, filmin içinde defalarca bıkabilir, izlemeyi bırakmayı isteyebilirsiniz.

İlgili Görseller