|
|
|
Sookie Stackhouse Lousina‘nın ufak bir kasabası olan Bon Temps‘de büyükannesinin evinde onunla birlikte yaşamaktadır. Aynı kasabada küçük bir barda garsonluk yapmaktadır. Hayatı genelde evi ve işi arasında süregelir. Güzel bir kız olmasına rağmen erkeklerle arası iyi değildir. Bunu beceriksizliği olarak gördüğü zihin okuyabilme yetisine bağlar çoğu zaman.
Çalıştığı bara pek vampir gelmezken bir gün hayallerinin erkeği ya da vampiri de diyebiliriz –Bill gelir. Herkesin zihnini okuyabiliyorken Bill’in zihnini okuyamadığını fark eder ve bu aslında onun istediği şeydir: biraz sessizlik. Biraz zaman sonra kasabada seri cinayetler işlenmeye başlanacak ve katili bulmak hiç kolay olmayacaktır.
Charlaine Harris‘in yazdığı kitap True Blood kitap dizisinin ilk romanı. Ayrıca Anthony Roman Ödülü almış. Romandaki hikâyeyi Sookie’nin ağzından öğreniyoruz. Roman akıcı bir dille yazılmış ve değişik konusu ile okuru kendine bağlıyor. İlk sayfadan itibaren kitap sizin okuduğunuz her şeyi hayal edebilmenizi sağlıyor. Her şeyi tasarladıktan sonra ise kurguladığız mekânda olayların nasıl geliştiğini görebiliyorsunuz. Bir vampir romanı için gerçeklik ne kadar önemlidir tartışılır ancak bu kitap eğlenceli ve heyecanlı hikâyesi ile okuyucuları büyülüyor.
Kitapta aşk, seks, korku, merak gibi birçok temayı bulabilirsiniz. Kitapta sadece Sookie’nin hayatı değil abisi büyükannesi barda birlikte çalıştığı arkadaşlarının da yaşadıkları konu ediliyor. Vampirlerle ilgili bir dolu değişik bilgi edinmeniz mümkün. Örneğin vampirlerin ilişkiye girdikleri ancak kısır oldukları, aralarında bir liderleri olduğu ya da kanlarının içene güç verdiği ve çok değerli olduğu gibi. Kitapta ayrıca vampir sevicilerden de bahsedilmiş. Özgün sıcak ve içten anlatımıyla kitabı okuyanların pişman olmayacağını düşünüyorum.
|
|
|
Yazan:
pinar |
| |
|
|
| |
|
|
 |
|
 |
|
|