“Mike Enslin korku ve gerilim tarzında romanlar yazan bir yazardır, ancak kitaplarında bahsi geçen yerler tamamen gerçektir ve bu yüzden kitaplarinda hayalet, peri, canavar vs. olduğu ileri sürülen otellerde kalıp, değerlendirmeler yaparak kitaplarına malzeme çıkarmaktadır. Aslında pek tanınan bir yazar değildir ama gene de otel sahiplerinden sürekli davet gelmektedir. Reklamın iyisi kötüsü olmaz zira.
Dolphin Otelin’den bir davetye gelir daha doğrusu Dolphin Otelin’de 1408 numaralı odada kalmaması yönünde bir uyarı gelir. Yasaklanmış şeylerin arzusu ile yazaramız harekete geçer. Otelin müdürü Mr. Olin yazarın 1408’de kalmaması yönündeki tüm telkinlerine rağmen asi yazarımız son romanı için sağlam bir bölüme ihtiyacı olduğundan odada kalır ve olaylar gelişir.
"No one lasts more than an hour.”
“Don't stay in 1408.”
Filmin girişi gayet rahatlatıcı bir şekilde başlıyor zaten filmin isminden de kopya çekeceğimiz üzere kahramanımızın olayın asıl geçeceği Dolphin Otel’indeki 1408 nolu odaya yerleşmesini bekliyoruz gerilmek için ama heveslenmeyin ilk bakışta siz yerlerinizden hoplatacak, gerilmiş bir halde sürekli ne olacak burdan kim çıkıcak diye bekleyeceğiniz bir film değil. Zira işin içinde Stephan King var. Kahramanla empati kurduğunuzda ruhunuzun sıkıştığını, kapana kısıldığınızı hissedeceksiniz. Sadece acil(?!) çıkışı olan bir odada yalnız siz, günahlarınız, pişmanlıklarınız, ertelemişlikeriniz ve odanın önceki kurbanlarının ilizyonları... Kabir azabı dedikleri şey bu olsa gerek, beyninizin size işkencesi.. Ya da beyninizin değil...
Filmde pek efekt yok ama olmasi gereken yerlerde de gayet başarılı sadece bir maske olayı hariç. Yönetmen ve oyuncular hakkında eleştiri yapma gafletine düşmeyeceğim.
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film, kaçırmayın derim kahramanimiz Mike’ın da dediği gibi “10 kuru kafa üzerinden 10 kuru kafa”.